30 Nisan 2012 Pazartesi

Tren


Bir yerde çığ düşmüş. Selim’in tren ritmine alışmış vücudu, tren durunca, hareketleniyor; Selim uyanıyor. Trene yarı yoldan binen sarı saçlı genç oğlan hala kitap okuyor. Selim kucağındaki çantasını yan koltuğa koyup ayağa kalkıyor. Çanta kayıp düşecek gibi oluyor, sonra duruyor. Camı açmaya çalışıyor, camın buz tuttuğunu fark ediyor. Sarı saçlı oğlan, başını kitaptan kaldırmadan “açılmaz” diyor. Selim, oğlana bakıyor, onu utandırmak için var gücüyle asılıyor pencereye. Pencere biraz gıcırdıyor ama açılmıyor. Selim, çantasını yeniden kucağına alıp oturuyor. Etrafına bakınıyor, diğer yolcular sigara içmek için trenden iniyor. Selim, karla kaplı tarlaya bakıyor. Kondüktör, vagonları geziyor. Çığ düşmüş, Erzurum’da kar boyu aşmış, bekliyoruz diyor. Selim, çantasını açıp, pembe bir dosya çıkarıyor. İçinde yığınla makbuzu görünce, dosyayı kapatıp camdan dışarı bakmaya devam ediyor. Çocuklar kar topu oynuyor; siyah ceketli, bıyıklı adamlar sigara içerken bir yandan ayaklarıyla karları eşeliyor. Selim, kucağında duran dosyaya sinir oluyor. Çantasının fermuarına atıyor elini, çekmeye çalışıyor, gelmiyor. Kağıtlar sıkışmış. Fermuar biraz açılıyor, işaret parmağını açılan boşluğa sokup alttan sıkışan kağıtları uçlarını yırtmak pahasına çekiştiriyor; olmuyor. Parmağını çıkarıp tekrar fermuara asılıyor, olmuyor. Sarı saçlı oğlan başını kitaptan kaldırmadan “açılmaz” diyor. Selim, iç çekiyor, çocuğa bir şey demek istiyor ama sadece iç çekiyor. Selim’in hepten canı sıkılıyor. Oğlanın okuduğu kitabın kapağını görmeye çalışıyor, çocuğun kitabı tutuş açısı Selim’i engelliyor. Selim, dışarı çıkmayı düşünüyor. Sigara içmese bile zaman geçer diyor. Ayağa kalkıyor, yukarı kaldırdığı paltosunu alıyor, düğmelerini iliklemeden vagonun kapısına gidiyor. Kendisinden önce inenler gibi iki eliyle kapılara asılıp, yanlara çekmeye çalışıyor, kapılar açılmıyor. Selim, sarı saçlı oğlandan “açılmaz” demesini bekliyor, arkasını dönüyor, çocuğun yerinde yeller estiğini görüyor, şaşırıyor. Kapıyı tekrar zorlamaya karar veriyor, dışarıda kar topu oynayan oğlanı görüyor. Oğlanla göz göze geliyor, çocuk gözlerini Selim’e dikiyor, karla oynamaya devam ediyor. Selim, yerine geçip oturuyor. Uykusuz kaldığını düşünüyor, gözlerini kapatmaya çalışıyor, bir sayfa hışırtısını duyunca gözlerini açmaya karar veriyor, kitap okuyan sarı saçlı oğlanı görüyor. Selim, bir şey söylemeye karar veriyor. Ancak “demin dışarıdaydın” diyebiliyor. Oğlan, Selim’e bakıyor, “Ο κόσμος δεν είναι ο τόπος που γνωρίζετε. Στο στήθος, ένα μαύρο πύργο σταθμό,” diyor. Selim, anlamıyor, trenin içinde yükselen bir kule görür gibi oluyor. Önündeki pembe dosyaya bakıyor, çocuktan tekrarlamasını istiyor, çocuk tekrarlıyor: Ο κόσμος δεν είναι ο τόπος που γνωρίζετε. Στο στήθος, ένα μαύρο πύργο σταθμό. Selim bağıracak gibi oluyor, etrafına bakınıyor, trenin ağzına kadar dolu olduğunu fark ediyor. Tren hareket ediyor, Selim, sarı saçlı oğlana nereli olduğunu sormak için ağzını açıyor, أين أنت؟ أي لغة تتكلم؟ diyor. Oğlan, Selim’e bakmıyor, Selim başını camdan tarafa çeviriyor. Trenin ışıkları sönüyor, herkes horluyor. Selim, trenin karanlığında çocuğu göremez oluyor, dışarıda kar yağmaya başlıyor.

14 yorum:

  1. nasıl bi delisin yahu? gece gece uykum kaçtı. manyak mısın? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok komik bulanlar da var tabii. :) grotesk ve komik arasındaki ince çizgi malum. :)

      çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. tırnak içindekilerimi geçersem uzun süredir kimseleri böyle büyük bir heyecan ve merakla okumuyordum. size ve yazılarınıza ulaşmamı sağlayan Ümit beye teşekkür borçtur artık.. harikasınız ne diyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel şeyler bunlar! çok teşekkür ederim, mutlu ettiniz beni. heyecanımız ve merakımız daim olsun.

      Sil
  3. Her oyku daha da guzel oluyor! Eline saglik Erdemcim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Çok teşekkür ederim Ayşegüül!

      Sil
  4. Çok çok keyifliydi :) Ama çok da merak ediyorum, klişe olucak belki ama sormadan edemicem, ilham kaynağınız nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, size cevap yazmıştım ama bir şekilde kaybolmuş buradan nedense. İlham kaynağının her öykü ve yazılan her şey için farklı olduğunu söylemiştim. Bazı öyküler sadece basit gözlemler. Bazıları çok daha kişisel. :)

      Sil
  5. Yazın okunacak kitap listeme bir blogu ekleyeceğim hiç aklıma gelmezdi.Hakikaten Ümit Ünal'a teşekkür etmek lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim blog'u bulup yorum yazdığınız için. Mutlu ettiniz. Kitap çıkınca mutlaka buradan duyuracağım. Kitapta daha önce burada yayımlanmamış öyküler olacak tabii. :)

      Sil
  6. bunun kısa filmini yapmak için sizden mi izin almamız gerekiyor??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana mail gönderebilirsiniz. Teşekkür ederim ilginiz için.

      Sil
  7. o kadar çok beğendimki 1 saattir ne yorum yazsam diye bu kutucuğu silip silip karalıyorum... çok güzel olmuş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) mutlu oldum! çok teşekkür ederim kağan!

      Sil